29.08.2025 - MalatyaSiyaset.com Malatya'nın Güçlü Sesi

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş Döneminde Nüfus ve Tatil Reformları: Tarihsel Yanlışlar Düzeltiliyor

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş Döneminde Nüfus ve Tatil Reformları: Tarihsel Yanlışlar Düzeltiliyor

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş Döneminde Nüfus ve Tatil Reformları: Tarihsel Yanlışlar Düzeltiliyor

Türkiye Cumhuriyeti’nin erken dönemlerine ilişkin nüfus istatistikleri ve hafta tatili düzenlemeleri hakkında yaygın ancak yanlış bilgiler, resmi veriler ışığında düzeltiliyor. Özellikle 1923-1935 dönemini kapsayan bu yanlış anlaşılmalar, ülkenin modernleşme hamlelerinin anlaşılmasını gölgelemekte.

Gerçek Nüfus Oranları Açıklandı

Cumhuriyet’in ilk nüfus sayımı olan 1927 verileri, toplam nüfusun yaklaşık 13,6 milyon olduğunu ortaya koyuyor. Bu sayıma göre:

  • Müslüman nüfus oranı %97,4 (13,3 milyon civarı) olarak kaydedildi.

  • Hıristiyan nüfusun oranı yaklaşık %2 (çoğunlukla Ermeni ve Rum)

  • Yahudi nüfusun oranı ise %0,6 seviyesindeydi.

Bu rakamlar, Lozan Antlaşması (1923) ile gerçekleşen nüfus mübadelesi ve önceki dönemlerde yaşanan demografik değişimler nedeniyle, Osmanlı’nın 1914 öncesi çok daha heterojen yapısından oldukça farklı bir tablo çizmektedir. Dolayısıyla, dolaşımda olan “%92 Müslüman, %5 Hıristiyan, %3 Yahudi” şeklindeki oranların Cumhuriyet’in kuruluş dönemi için geçerliliği bulunmamaktadır.

Hafta Tatili Reformunun Ardındaki Gerçek Nedenler

Osmanlı döneminde resmi tatil, Cuma günüydü ve çalışma haftası genellikle Pazar’dan Perşembe’ye, tatil ise Cuma ve Cumartesi olarak uygulanıyordu. Bu sistem, Müslüman çoğunluğun Cuma namazı ihtiyacını karşılıyor, azınlık grupları da kendi dinî günlerinde izin alarak idare ediyordu.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu sistem korundu. Köklü değişiklik, 27 Mayıs 1935’te kabul edilen 2739 sayılı Hafta Tatili Kanunu ile geldi. Yasa ile:

  • Hafta tatili, Cuma öğleden sonra başlayıp Pazar akşamı sona erecek şekilde düzenlendi.

  • Resmî olarak “hafta tatili günü” Pazar olarak ilan edildi, ancak Cuma öğlesinden itibaren yarı tatil uygulaması devam etti.

Bu reformun merkezinde, azınlık nüfusunun tatil ihtiyaçlarını karşılama değil; Avrupa ile ticari ve resmî ilişkileri kolaylaştırma, modern bir ulus-devlet inşası ve seküler bir kamu düzeni oluşturma hedefleri yatıyordu. O dönemde toplam nüfusun %3’ünden azını oluşturan azınlıkların, böylesi köklü bir kararın alınmasında belirleyici bir rolü olması tarihsel verilerle örtüşmemektedir.

Reform, harf devrimi, kıyafet kanunu, takvim ve saat değişiklikleri gibi diğer modernleşme adımlarıyla aynı mantık çerçevesinde, pratik ve çağdaşlaşma motivasyonuyla hayata geçirilmiştir. Sistem, 1980’lere kadar evrilmeye devam etmiş ve nihayetinde tamamen Cumartesi-Pazar tatiline geçilmiştir.

Uzman Görüşü: Reformlar Seküler Modernleşme Çabasıydı

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan tarihçiler, söz konusu reformların “azınlıkları kayırma” olarak yorumlanmasının büyük bir hata olduğunu vurguluyor. Atatürk devrimlerinin temel amacının, Osmanlı’nın dinî-merkezli yapısını seküler bir temelde modernleştirmek ve Türkiye’yi batılı uluslarla entegre olmuş bir ulus-devlet haline getirmek olduğunun altı çiziliyor. Hafta tatili düzenlemesi de, bu kapsamlı dönüşümün bir parçası olarak görülmelidir.

Sonuç

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemine ilişkin nüfus dağılımı ve hafta tatili reformu hakkındaki yaygın yanlış bilgiler, resmî arşiv verileri ve tarihsel bağlam incelendiğinde netlik kazanmaktadır. Yapılan düzenlemeler, dönemin modernleşme ve sekülerleşme hedeflerinin bir sonucudur ve azınlık nüfusunun demografik ağırlığı ile açıklanamaz. Tarihî olayları, dönemin koşulları ve resmî belgeler ışığında okumak, yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için büyük önem taşımaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın