Sarı-Siyahın Üzerindeki Kara Leke: Maçı Değil, Şehri Kaybettiniz!
YEŞİL SAHADA ETİK ENKAZ: YENİ MALATYASPOR VE BİR ŞEHRİN AHİ
20 Şubat 2026 sabahı, Türk futbolunun üzerine çöken o sahte “temiz spor” örtüsü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın neşteriyle yırtılıp atıldı. Şafak vakti düzenlenen operasyon, sadece birkaç ismin kelepçelenmesi değil; futbolun, siyasetin ve rantın iç içe geçtiği o karanlık labirentin röntgeninin çekilmesidir. Ancak bu tablodaki en acı verici, en vicdan sızlatan kare, depremlerin yıktığı, yasını henüz bitirememiş bir şehrin umudu olan Yeni Malatyaspor’un adının bu kirli çarkın dişlileri arasına sıkışmış olmasıdır. Yönetici Ahmet Topdağ üzerinden patlak veren skandal, bir spor davası değil, bir “onur ve haysiyet” meselesidir.
Bir Şehrin Ruhunu Kuponlara Sığdırmak
Malatya halkı için Yeni Malatyaspor, sadece hafta sonu izlenen 90 dakikalık bir eğlence değildir. 6 Şubat’ın o kapkara günlerinden sonra, ayağa kalkmaya çalışan bir kentin sosyal sığınağı, “biz hala buradayız” demenin sportif adıdır. Bugün ortaya çıkan iddialar ise kan dondurucudur: Kulüp yönetimindeki bir ismin, kendi takımının yenilgisi üzerine bahis oynadığı, kentin acısını ve taraftarın gözyaşını “oranlara” tahvil ettiği öne sürülüyor.
Bu, sadece bir şike davası değildir; bu, konteyner kentlerde soğukla boğuşurken takımıyla ısınmaya çalışan Malatya halkının sırtına saplanmış siyasi bir hançerdir. Kendi futbolcusunun mağlubiyetinden servet devşiren zihniyet, Malatya’nın enkazından yükselen feryadı kumar masasında meze yapmıştır.
Liyakat Mezarında Yükselen “Referans” Saltanatı
Ahmet Topdağ ve beraberindeki 31 ismin kelepçeli fotoğrafları, aslında Türkiye’deki yönetim modelinin iflas ilamıdır. Bugün Anadolu kulüplerinin yönetim kurulları, spor adamlarından ziyade, Ankara’nın karanlık dehlizlerinde “referans” kovalayan, siyasi ikbalini futbolun popülaritesiyle parlatmaya çalışan figürlerle dolmuştur. Futbol, liyakatin gömüldüğü, sadakatin ise rantla ödüllendirildiği bir “finansal aklama” sahasına dönüştürülmüştür.
Malatya, Giresun ve Konya hattında patlayan bu “bahis ve nüfuz” bombası, “bizim çocukları koruyalım” diyen liyakatsiz atama silsilesinin kaçınılmaz sonucudur. Siyasetin gölgesi sahanın üzerine bu denli ağır düştüğü sürece, atılan her gol şaibeli, dökülen her damla alın teri ise bu baronların kuponlarına dolgu malzemesi olmaya devam edecektir.
TFF: Çürümenin Sessiz Ortağı
Bu sistematik çöküşün bir diğer faili ise tribünden izler gibi süreci izleyen Türkiye Futbol Federasyonu’dur. Yıllardır yükselen “bahis çeteleri” ve “yönetimsel yolsuzluk” çığlıklarına kulak tıkayan, denetim yerine koltuk koruma refleksiyle hareket eden TFF, bu irinin patlamasındaki sessiz ortaktır. Şeffaflıktan uzak kulüp yapıları, sorgulanmayan yönetici geçmişleri ve “siyasi dokunulmazlık” zırhı altına saklanan figürler, Türk futbolunu Avrupa’nın karanlık bahis borsalarının laboratuvarı haline getirmiştir.
Sonuç: Malatya’nın Sesi Kesilmeyecek!
Yeni Malatyaspor, kimsenin kişisel ikbal sahası veya kara para aklama ofisi değildir. Malatya halkı, depremde kaybettiği canlarının üzerine bir de bu “ahlak enkazının” eklenmesine müsaade etmeyecektir. Bugün yapılması gereken; sadece Ahmet Topdağ’ın görevden el çektirilmesi değil, onu o koltuğa taşıyan iradenin, ona bu cüreti veren siyasi şemsiyenin de kamuoyu önünde hesap vermesidir.
Malatya halkı adına soruyoruz:
-
Şehrin en yaralı olduğu dönemde, bu takımı bahis şebekelerinin oyuncağı haline getiren “siyasi referanslar” kimlerdir?
-
Kulüp kasasından çıkması gereken paralar, hangi gizli kuponların sermayesi yapılmıştır?
-
“Haberimiz yoktu” diyen diğer yöneticiler, bu ihanetin hangi köşesinde durmaktadır?