12.03.2026 - MalatyaSiyaset.com Malatya'nın Güçlü Sesi

Malatya’nın Altın Mirası İçin Yeni Bir Milat: Kayısı Vakfı Kurumsal Kimliğiyle Sahaya Dönüyor

Malatya’nın Altın Mirası İçin Yeni Bir Milat: Kayısı Vakfı Kurumsal Kimliğiyle Sahaya Dönüyor

Malatya’nın Altın Mirası İçin Yeni Bir Milat: Kayısı Vakfı Kurumsal Kimliğiyle Sahaya Dönüyor

Dünya kuru kayısı üretiminin başkenti Malatya’da, sektörün geleceğini şekillendirecek en stratejik hamlelerden biri nihayet hayata geçiyor. Yaklaşık 15 yıldır sessizliğe bürünen ve atıl vaziyette bekleyen Malatya Kayısı Araştırma ve Tanıtma Vakfı (KAYVAK), Malatya Valisi Seddar Yavuz’un talimatıyla yeniden küllerinden doğuyor. Yerel medyada ve sektör paydaşları arasında büyük bir heyecanla karşılanan bu gelişme, sadece bir vakfın kapılarının açılması değil, aynı zamanda şehrin en büyük ekonomik gücü olan “sarı altın” için profesyonel bir koruma ve gelişim kalkanının oluşturulması anlamına geliyor. 1980’li ve 90’lı yıllarda sektörün lokomotifi olarak görev yapan vakfın eksikliği, geçen süre zarfında Malatya kayısısının küresel rakipleri karşısında kurumsal bir savunma mekanizmasından mahrum kalmasına yol açmıştı.

Ekonomik veriler incelendiğinde, bu hamlenin ne kadar hayati olduğu bir kez daha gün yüzüne çıkıyor. Malatya, dünya kuru kayısı arzının yarısından fazlasını tek başına göğüslerken, Türkiye genelindeki üretimin de yüzde 90’lık devasa bir kısmını elinde bulunduruyor. 2024 yılı verilerine göre gerçekleşen 691 bin tonluk yaş kayısı rekoltesi, bölge ekonomisinin ne denli büyük bir hacme sahip olduğunu kanıtlarken, elde edilen 410 milyon dolarlık ihracat geliri de bu gücü perçinliyor. Ancak 2025 yılında yaşanan don felaketi gibi iklimsel krizler, üretimin kırılganlığını ve kurumsal bir müdahale merkezinin gerekliliğini acı bir şekilde hatırlattı. Üretim miktarındaki düşüş her ne kadar birim fiyat artışıyla dengelenmeye çalışılsa da, Malatya’nın dünya pazarındaki payının son 15 yılda yüzde 80’lerden yüzde 50’li seviyelere gerilemesi, tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor.

Tam da bu noktada Kayısı Vakfı’nın yeniden aktif hale getirilmesi, Özbekistan ve İran gibi yükselen rakiplere karşı Malatya’nın elini güçlendirecek en önemli adım olarak değerlendiriliyor. BİLSAM gibi kuruluşların hazırladığı strateji raporlarında da vurgulandığı üzere, Malatya’nın “güvenilir tedarikçi” imajını koruması ve küresel pazar payını yeniden artırması için bilimsel temelli bir yönetim şart görünüyor. Vakıf, yeni döneminde sadece tanıtım faaliyetleriyle sınırlı kalmayacak; aynı zamanda iklim değişikliğine dayanıklı yeni çeşitlerin geliştirilmesi, ağaç başına verimin dünya standartlarına taşınması ve modern tarım tekniklerinin tabana yayılması gibi Ar-Ge odaklı görevleri de üstlenecek. Bu sayede, dona karşı daha dirençli bir üretim yapısı oluşturularak, Malatya ekonomisinin en büyük risk faktörlerinden biri minimize edilmiş olacak.

Sektörün geleceği için belirlenen hedefler ise oldukça iddialı ancak ulaşılabilir nitelikte duruyor. Malatya Ticaret Borsası’nın 2026 yılı için öngördüğü 100 bin tonluk ihracat ve 750 milyon dolarlık gelir hedefi, vakfın sağlayacağı kurumsal koordinasyonla çok daha gerçekçi bir zemine oturuyor. Kayısının sadece bir meyve olarak ihraç edilmesinin ötesine geçilerek; kozmetikten sağlığa, gastronomiden yüksek katma değerli yan ürünlere kadar geniş bir yelpazede markalaşma atağı başlatılması hedefleniyor. UNESCO tarafından tescillenen “Dünya Kayısı Başkenti” unvanının hakkını verecek olan bu süreç, şehirde kayısıdan doğrudan geçimini sağlayan 50 bin ailenin yanı sıra on binlerce mevsimlik işçi ve lojistik paydaşı için de daha sürdürülebilir bir gelecek vaat ediyor.

Vali Seddar Yavuz’un öncülüğünde oluşturulan yeni yönerge ve çalışma grupları, Malatya kayısısının küresel ticaretteki tahtını yeniden sağlama alacak bir yol haritası çiziyor. Sektör paydaşlarının ortak görüşü, vakfın somut adımlarla sahaya inmesinin Malatya için bir “geleceği kurtarma operasyonu” olduğu yönünde birleşiyor. 2026 rekoltesine dair yüksek beklentilerin kurumsal bir akılla yönetilmesi durumunda, Malatya kayısısı sadece bir tarım ürünü olmaktan çıkıp, dünya pazarlarında stratejik bir marka değeri olarak yükselişini sürdürecektir. Şehrin tüm bileşenleri, bu büyük dönüşümün meyvelerini toplamak için artık çok daha kararlı ve örgütlü bir şekilde hareket etmeye hazırlanıyor.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın