Malatya’da Liyakat Enkazı: Çapsızlık, Kibir ve Makamın Altında Ezilenler
Malatya’da Liyakat Enkazı: Çapsızlık, Kibir ve Makamın Altında Ezilenler
Malatya, tarihinin en zorlu virajlarından geçerken, şehri ayağa kaldırması beklenen koltuklar maalesef büyük bir liyakat enkazının altında can çekişiyor. Sokakların derdiyle dertlenmek yerine, oturdukları makamın ağırlığı altında ezilen, o koltuğa tırnaklarıyla değil, birilerinin eteğine tutunarak gelmiş “kifayetsiz muhterislerin” şehre verdiği zarar, inanın yaşanan hiçbir felaketten daha hafif değil.
Bir şehirde siyasetin ve yönetimin ne kadar çürüğe çıktığını anlamak için çok derin analizlere gerek yok. Liyakatsizliğin, ehliyetsizliğin ve o derin “özgüven eksikliğinin” Malatya silüetine yansıyan dört utanç verici semptomu var. Gelin, bu acı tabloyu bütün çıplaklığıyla ortaya dökelim.
1. Kibir Kusması: Güçsüzlüğün En Zavallı Örtüsü
Makama hakkıyla, alnının teriyle ve Malatyalının iradesiyle gelmemiş bir figür, içindeki o devasa yetersizlik duygusunu bastırmak için zehrini aşağıya kusar. Malatya’da vatandaşa tepeden bakan, memuruna, işçisine, derdini anlatan esnafa nobranlık yapan o yöneticilerin tavrı güç gösterisi değil, tam aksine acınası bir zayıflığın itirafıdır.
Vizyonu olmayan, proje üretemeyen çapsız zihniyet, otoritesini ancak bağırarak, kapıları çarparak ve altındakileri ezerek kurabileceğini sanır. Oysa Malatya halkı, kibrin ardına saklanan o zavallı korkaklığı çok iyi okur.
2. İrade Teslimiyeti: Ankara’ya Şirin Görünme Hastalığı ve Dalkavukluk
Makamı hak etmeyenler için meşruiyetin kaynağı Malatya’nın sokakları, esnafı veya çiftçisi değildir; tek dertleri kendilerini o koltuğa oturtan güç odaklarına yaranmaktır.
Şehrin altyapısı çökmüş, kentsel dönüşüm arap saçına dönmüş, kayısı üreticisi kan ağlarken; bu profillerin tek mesaisi “Yukarıya nasıl daha itaatkâr görünürüm?” sorusuna cevap aramaktır. Ankara’ya veya parti büyüklerine karşı sergilenen bu omurgasız, el pençe divan duruş, şehrin iradesinin nasıl ipotek altına alındığının resmidir. Malatya, kendi başına karar almaktan aciz, uzaktan kumandalı bürokratların ve siyasilerin staj yapacağı bir deneme tahtası değildir.
3. Sümen Altı Edilen Şehir: Korkaklık ve Karar Felci
Liderlik krizde belli olur. Malatya gibi her saniyesi kriz yönetimi gerektiren bir şehirde, inisiyatif alamayan, riskten kaçan idareciler bu şehrin boynuna dolanmış birer prangadır.
Liyakatsiz zihniyet, “Aman üstlerimi kızdırmayayım”, “Aman koltuğumdan olmayayım” korkusuyla en kritik kararları sümen altı eder. Tartışmalı konularda ölü taklidi yaparlar. Şehrin acil müdahale bekleyen yaraları kanamaya devam ederken, onlar sadece günü kurtarmanın, suya sabuna dokunmadan ayı atlatmanın peşindedirler. Bu karar felci, şehre yapılmış en büyük ihanetlerden biridir.
4. Dalkavuklar Korosu ve Gerçeklere Düşmanlık
İşte Malatya’yı içten içe çürüten en tehlikeli aşama budur. Makamının ağırlığını taşıyamayanlar, çevrelerinde zeki, işini bilen, liyakatli ve “Kral çıplak” diyebilecek cesarete sahip kimseyi istemezler. Çünkü her liyakatli insan, onların kifayetsizliğini yüzlerine çarpan bir aynadır.
Bu yüzden işini dürüst yapan bürokratı, gerçekleri eğip bükmeden yazan gazeteciyi, itiraz eden aydını anında “muhalif”, “uyumsuz” veya “hain” ilan ederler. Kendilerine sadece alkışlayanlardan ve onaylayanlardan oluşan sahte bir yankı odası kurarlar. O odanın içinde hepsi birer kahramandır ama dışarıda Malatya gerçeği can çekişmektedir.
Sözün Özü;
Malatya siyasetinin bu zehirli sarmaldan, bu liyakat enkazından kurtulmaktan başka çaresi yoktur. Doğruları söyleyen kalemlerin ve hakikati savunan kılıçların kınından çıkma vakti çoktan gelmiştir.
Malatyasiyaset’in pusulası her zaman bu şehrin gerçekleridir. Şehri kendi şahsi ikballeri, kompleksleri ve korkuları için rehin alanlara karşı susmak, bu memlekete ihanettir. Koltuktan güç alanların değil, koltuğa şeref katanların Malatya’sını inşa edene kadar bu gerçekleri yüzlerine vurmaya devam edeceğiz.
Turgay Simavi – malatyasiyaset.com