Malatya Esnaf Odaları Seçimleri: Koltuk Hesabı Değil, Bir Şehrin Vicdan Sınavı
Malatya Esnaf Odaları Seçimleri: Koltuk Hesabı Değil, Bir Şehrin Vicdan Sınavı
Malatya, 6 Şubat depremlerinin ardından yalnızca binalarını değil; ticaretini, esnaf kültürünü ve ekonomik reflekslerini de kaybetme riskiyle karşı karşıya. Böyle bir tabloda yaklaşan Esnaf ve Sanatkâr Odaları seçimleri, sıradan bir takvim detayı değil; adeta şehrin kaderine dair bir vicdan yoklaması niteliği taşıyor.
1 Ocak – 31 Mart 2026 tarihleri arasında yapılacak olan oda seçimleri, özellikle Şoförler ve Otomobilciler Odası, Küçük Sanayi Sitesi esnafını temsil eden odalar ve imalat-tamir odalarında ciddi bir rekabeti beraberinde getiriyor. Ancak asıl soru şu:
Bu rekabet, esnafın yarasına merhem olmak için mi, yoksa koltukların yeniden paylaşımı için mi yaşanıyor?
Deprem Sonrası Esnaf: “Ayaktayız” Değil, “Zor Dayanıyoruz”
Bugün Malatya çarşısında konuşulan tek şey seçim değil. Konuşulan;
Konteynerde geçen üçüncü kış,
Hasarlı dükkânda kepenk açmaya zorlanan esnaf,
Kurası çıkmayan ya da “sisteme takılan” ustalar,
E-hacizle sabaha uyanan küçük işletmeler.
Küçük Sanayi Sitesi’nde 714 iş yeri için yapılan kura ve yalnızca “iki esnaf açıkta kaldı” denilerek geçiştirilen tablo, rakamsal olarak küçük; vicdani olarak ise büyüktür. O iki esnaf, Malatya’nın ayıbıdır. Çünkü mesele sayı değil, adalettir.
Şoförler Odası Seçimi: Hizmet Sözü mü, Değişim Talebi mi?
Şoförler ve Otomobilciler Odası’nda mevcut başkan Şevket Keskin ile adaylığını açıklayan Arif Ede arasındaki yarış, yalnızca iki isim arasında geçmiyor. Bu yarış,
“Tecrübe mi, yeni bir enerji mi?”
“Mevcut düzen mi, sahaya inen bir anlayış mı?”
sorularının da yarışıdır.
Arif Ede’nin “Hizmet etmek onurdur” çıkışı, esnafın son yıllarda duymaya hasret kaldığı bir dili hatırlatıyor. Ancak Malatya esnafı artık slogandan çok sonuç görmek istiyor. Aynı şekilde yılların tecrübesine sahip mevcut yönetimlerin de artık “biz buradayız” demesi yetmiyor; “ne yaptık, neyi başardık?” sorusuna net cevap vermesi gerekiyor.
Oda Başkanlıkları Artık Protokol Makamı Değildir
Deprem sonrası süreç, esnaf odalarının gerçek işlevini de açıkça ortaya koydu.
Bu odalar;
Sadece seçimden seçime hatırlanan,
Fotoğraf karelerinde görünen,
Resmî törenlerde ön sırada oturan yapılar olmamalıdır.
Bugün Malatya esnafının ihtiyacı olan şey;
- Vergi ve SGK borçlarının yapılandırılması,
- E-hacizlerin durdurulması,
- Mücbir sebep halinin uzatılması,
- Basit usulden gerçek usule geçişin en az 3 yıl ertelenmesi,
- Faizsiz ve erişilebilir kredi-hibe mekanizmalarıdır.
Bu talepler Ankara’ya taşınmıyorsa, masaya yumruk vurulmuyorsa, oda tabelalarının bir anlamı kalmamıştır.
Siyaset Konuşuyor, Esnaf Bekliyor
Vali Seddar Yavuz başkanlığında yapılan istişare toplantıları, çarşının hızlandırılmasına dair umut verse de sahadaki gerçeklik hâlâ serttir.
CHP Milletvekili Veli Ağbaba’nın dile getirdiği %45’lik ihracat kaybı ve organize sanayideki personel krizi, Malatya ekonomisinin alarm verdiğini açıkça gösteriyor.
53 bin konut, 3 bin iş yeri, 10 bin köy evi teslim ediliyor olabilir. Ancak anahtar teslim edilen dükkânın içi boşsa, o teslimat istatistikten öteye geçmez.
Ahilik Kültürü Seçim Afişlerine Sığmaz
Bu şehir, Ahilik geleneğini tabelada değil; dükkân ahlakında yaşatmış bir şehirdir. Bugün ise esnaf, yalnızca sermayesini değil, komşuluk hukukunu da kaybetme noktasındadır.
2026 seçimleri, tam da bu yüzden kritik bir eşiktir.
Esnaf sandık başında şunu sormalıdır:
“Bu aday benim dükkânımı daha erken açar mı,
Yoksa seçimi kazandıktan sonra telefonlarımı açmaz mı?”
Son Söz: Bu Seçimin Vebali Büyüktür
Bu seçim;
Koltukların değil,
Etiketlerin değil,
Hatır gönül ilişkilerinin hiç değil…
Malatya’nın yeniden ayağa kalkıp kalkamayacağının seçimidir.
Esnaf ayağa kalkmadan bu şehir kalkamaz.
Ve esnafı ayağa kaldıracak irade, sandıkta net bir şekilde ortaya konulmalıdır.
Çünkü bu kez mesele oda başkanlığı değil,
memleket meselesidir.