Malatya Ekonomisi Sessiz Bir Çöküşün Eşiğinde
Malatya Ekonomisi Sessiz Bir Çöküşün Eşiğinde
“Mücbir Sebep” Bitti, Esnaf Ayakta Kaldı mı? Çiftçi Üretime Devam Edebilecek mi?
MALATYA – 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da yıkım yalnızca binalarla sınırlı kalmadı. Fiziksel enkazın önemli bir kısmı kaldırılmış olsa da, şehrin ekonomik dokusu bugün çok daha ağır ve görünmez bir enkazın altında eziliyor. Depremin hemen ardından gelen zirai don felaketiyle birlikte Malatya, son yılların en derin ekonomik darboğazına sürüklendi.
Bugün şehirde yaşanan kriz; ani, gürültülü ve manşetlik değil. Sessiz, derin ve kalıcı. Anahtar Parti SİMO Bölge Koordinatörü Fahrettin Çiftçi, bu tabloyu “gecikmiş ama sert bir raporla” kamuoyunun önüne koyarak, Malatya’nın artık alarm değil, acil müdahale aşamasında olduğunu vurguladı.
Konteyner Ekonomisi: Geçici Çözüm Kalıcı Çöküşe Dönüştü
Deprem öncesinde Malatya’nın ticari omurgasını oluşturan merkezler bugün büyük ölçüde işlevsiz. Çarşı kültürü, müşteri sirkülasyonu ve esnaf-halk ilişkisi; 21 metrekarelik konteynerlere sıkıştırılmış durumda.
Bu alanlarda ticaret yapmaya çalışan esnaf için sorun yalnızca mekânsal değil, yapısal:
-
Stok tutma kapasitesi yok
-
Personel çalıştırmak maliyetli
-
Günlük ciro, deprem öncesinin çok altında
-
Sabit giderler (SGK, vergi, kira benzeri masraflar) ise aynı hatta daha yüksek
Fahrettin Çiftçi’nin paylaştığı saha verileri, krizin boyutunu net biçimde ortaya koyuyor:
“Bugün Malatya’da konteynerlerde ticaret yapan esnafın yaklaşık %90’ı, deprem öncesi iş hacminin yanına dahi yaklaşamıyor. Burada sıkışan sadece mallar değil; bir şehrin geleceği, istihdamı ve üretim umududur.”
Ekonomistler bu tabloyu “geçici çözümün kalıcı zarara dönüşmesi” olarak tanımlıyor.
Çiftçi Cephesi: Don Felaketi Üretim Zincirini Kırdı
Malatya yalnızca bir ticaret şehri değil; aynı zamanda Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri. Özellikle kayısı, şehir ekonomisinin lokomotifi konumunda. Ancak yaşanan ağır zirai don, yalnızca bir sezonu değil, çiftçinin üretim motivasyonunu ve finansal direncini de kırdı.
-
Ürün kaybı yüksek
-
Girdi maliyetleri (gübre, ilaç, mazot) katlandı
-
Borçlar ertelendi ama silinmedi
-
Destekler, zararın büyüklüğünü karşılamaktan uzak kaldı
Tarım ekonomistlerine göre Malatya’daki don felaketi, yalnızca kırsalı değil; şehir merkezindeki ticareti de doğrudan etkiliyor. Çünkü çiftçi kazanamazsa; esnaf da satamıyor, hizmet sektörü de ayakta kalamıyor.
Mücbir Sebep Kararı: Ekonomik Gerçeklikle Bağ Koptu
Tam da bu kırılgan yapı devam ederken, mücbir sebep uygulamasının sona erdirilmesi, Malatya ekonomisinde yeni bir şok etkisi yarattı.
Henüz kalıcı iş yerlerine kavuşamayan, üretimi düşmüş, cirosu toparlanmamış esnaf ve çiftçi için;
-
SGK primleri
-
Birikmiş vergi yükleri
-
Muhasebe ve yapılandırma baskısı
aynı anda kapıya dayandı.
Çiftçi’nin yönelttiği sorular, bugün binlerce ailenin ortak kaygısını yansıtıyor:
“SGK primini ödeyemediği için kaç esnaf çalışanını işten çıkarmak zorunda kalacak?
Kaç işletme daha sessizce kepenk indirecek?
Protokollerde görünmek, fotoğraf vermek çözüm değildir; çözüm, rakamlarla ve sahayla yüzleşmektir.”
Malatya Bir Yük Değil, Üretim Gücüdür
Hazırlanan raporda özellikle altı çizilen nokta şu:
Malatya’nın destek talebi, bir “ayrıcalık” değil; ülke ekonomisi adına bir zorunluluktur.
Kayısıdan ticarete, tarımdan lojistiğe kadar Malatya’nın toparlanamaması, yalnızca yerel değil ulusal ekonomik zinciri de zayıflatacaktır.
3 Maddelik Acil Eylem Planı
Fahrettin Çiftçi’nin kamuoyuna sunduğu çözüm önerileri, geçici pansuman değil yapısal toparlanma hedefliyor:
1️⃣ Gerçekçi Mücbir Sebep Uygulaması
Ticaret hacmi, deprem öncesinin en az %50’sine ulaşana kadar mücbir sebep hali fiilen devam etmelidir.
2️⃣ Hibe ve Can Suyu Paketleri
Kredi değil; geri ödemesiz destek, uzun vadeli ve düşük faizli yapılandırmalar uygulanmalıdır.
3️⃣ SGK ve Vergi Desteği
Yıkımın yoğun olduğu bölgelerde işveren SGK payı belirli süreyle devlet tarafından karşılanmalıdır.
“Bu Sessizlik İflasla Sonuçlanır”
Çiftçi’nin uyarısı net:
“Malatya bugün destek istiyor, zaman istiyor, nefes almak istiyor. Aksi halde yaşanacak her iflasın, her işsizliğin, her göçün vebali; bu tabloyu görmezden gelenlerin omuzlarında olacaktır.”
Gözler Ankara’da
Bugün Malatya’dan yükselen bu çağrı, bir siyasi polemik değil; ekonomik bir hayatta kalma talebidir.
Şimdi soru şudur:
Bu sessiz ama derin çöküş duyulacak mı, yoksa Malatya kendi kaderine mi terk edilecek?