Konfüçyüs’le Yol Açılmaz: Malatya Büyükşehir, Karayolları Neden Hâlâ Elazığ’da?
Konfüçyüs’le Yol Açılmaz: Malatya Büyükşehir, Karayolları Neden Hâlâ Elazığ’da?
Türkiye’de bazı sorunlar vardır; çözülmez çünkü “çözülemediği” için değil, çözülmemesi bir tür alışkanlığa dönüşmüştür.
Yani mesele teknik değil; mesele yönetim refleksi meselesidir.
Malatya-Arapgir yolu da tam olarak böyle bir dosya.
Sorun yeni değil. Vatandaşın hafızası kadar eski. Her kış yeniden açılan, her yaz yeniden unutulan bir hikâye…
Ve her yıl aynı cümlelerle geçirilen toplantılar.
Bu kez toplantıda Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu’nun sözleri, aslında bir “sertlik” değil; biriken sabrın doğal sonucuydu:
“Ya yolumuzu açın ya da yolumuzdan çekilin.”
Bu cümle, kamu yönetimi açısından tek cümlelik bir rapordur:
“Bu işin sürdürülebilirliği kalmadı.”
1) Büyükşehir Malatya, karar Elazığ’da: Yönetim Mantığındaki Çelişki
Malatya büyükşehir.
Deprem yaşamış. Ağır bir yeniden yapılanma sürecinde.
Ekonomisi, nüfusu, coğrafyası ve ulaşımdaki stratejik rolü ortada.
Ama Karayolları organizasyonu hâlâ Malatya’nın en temel problemlerini Malatya’dan yönetemiyor.
Çünkü yetkinin önemli bir kısmı Elazığ’daki bölge organizasyonunda.
Bu tablo şunu üretiyor:
-
Sorun Malatya’da
-
Karar Elazığ’da
-
Bedel vatandaşta
-
Cümleler toplantıda
Bu düzenin adı hizmet değildir.
Bu düzenin adı: idari mesafe = hizmet gecikmesidir.
Bugün Malatya’da bir yol kapanınca mesele yalnızca “ulaşım” değildir.
Sağlık ekiplerinin gecikmesi, ticaretin yavaşlaması, eğitim ulaşımının aksaması, kırsalın merkeze bağının kopması…
Yani yol kapanınca devletin birçok fonksiyonu aynı anda zayıflar.
Bir şehir büyükşehir statüsüne yükselirken yetkinin küçülmesi, “büyüme” değil; yönetim çarpıklığıdır.
2) “Şeflik” Meselesi: Yetkisiz Sorumluluk Üretmek
Malatya’nın Karayolları yapılanmasının “şeflik” düzeyinde kalması sadece bir idari terim değildir.
Bu kelime pratikte şunu anlatır:
-
Ödenek sınırlı
-
Personel sınırlı
-
Ekipman sınırlı
-
Yetki sınırlı
-
İmza sınırlı
-
Müdahale gücü sınırlı
Sonuç ise sınırsız mağduriyet.
Buradaki kritik nokta şudur:
Devlet bazı şehirlerde hizmeti “kurumsal kapasite” ile yürütür; bazı şehirlerde ise hizmeti “idare etmeye” bırakır.
Malatya’ya düşen rol ne yazık ki ikinci kategoriye itiliyor:
İdare et. Oyalama yap. Mevsimi geçir. Bir sonraki toplantıya yetiş.
Bu, deprem görmüş bir şehir için yönetim değil, risktir.
3) Konfüçyüs Tartışması: Sözün Yerini Yanlış Seçmek
Elazığ Karayolları 8. Bölge Müdürü Yusuf Güneş’in verdiği cevap ise meselenin fotoğrafını çekti:
“Konfüçyüs’ün bir sözü vardır… Herhalde biz yoldan çekileceğiz.”
Bu cümle belki toplantıda gülümsetmiş olabilir.
Ama kamu yönetimi ciddiyetle şunu bilmelidir:
Vatandaşın mağduriyetini mizahla yönetemezsiniz.
Hele ki “yol” gibi, hayatla ölüm arasındaki çizgiyi belirleyen bir konuda…
Konfüçyüs elbette değerlidir.
Fakat vatandaşın ihtiyacı bir düşünür değil; bir greyderdir.
İhtiyacı bir alıntı değil; bir programdır.
İhtiyacı ironi değil; icraattır.
4) Asıl Soru: Malatya Neden Kendi Yol Kararını Kendi Veremiyor?
Bugün meseleyi kişilere indirgersek hata ederiz.
Sorun bir müdürün üslubu değil; sistemin yetersizliğidir.
O yüzden sorular kişisel değil kurumsaldır:
-
Malatya’nın büyükşehir statüsü, Karayolları kapasitesine neden yansımıyor?
-
Deprem bölgesinde “ulaşım güvenliği” neden önceliklendirilmiş bir yapı ile yönetilmiyor?
-
Malatya’nın coğrafi şartları ve trafik yükü neden kurumsal olarak “bölge” seviyesinde temsil edilmiyor?
-
Malatya neden hâlâ “şeflik mantığıyla” idare ediliyor?
Bu sorulara cevap verilmeden Arapgir yolu da çözülmez, başka yollar da…
Çünkü kurumsal kapasite olmadan, başarı şansa kalır.
5) Çözüm: Yetkiyi Yerine Koymak
Açık söyleyelim:
Malatya’nın yolu, Malatya’dan yönetilmelidir.
Bu; Elazığ’a karşı bir cümle değildir.
Bu; Malatya’nın hakkı olanın Malatya’ya verilmesi gerektiğini anlatan bir yönetim cümlesidir.
Büyükşehir Malatya’nın normal talebi şudur:
-
Yetki yerelleşsin
-
Kapasite güçlensin
-
Ekipman–personel–ödenek arttırılsın
-
Kışla mücadele “acil müdahale” değil “standart hizmet” olsun
Son söz:
Bir devlet vatandaşıyla iki şekilde konuşur:
Ya hizmetle… ya gerekçeyle.
Malatya artık gerekçe dinlemek istemiyor.
Malatya artık toplantıda söz değil; sahada sonuç istiyor.
Ve unutmayalım:
Konfüçyüs’le yol açılmaz.
Yolu; plan açar, bütçe açar, yetki açar, kapasite açar.