Doğanşehir’de Rezerv Alanlar Gerçekten Şekilleniyor mu?
Doğanşehir’de Rezerv Alanlar Gerçekten Şekilleniyor mu?
Söylem, Rakam ve Sahadaki Sessizlik Arasında Kalan Bir Yeniden İnşa Hikâyesi
6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Malatya’nın en ağır yıkımı yaşayan ilçelerinden biri olan Doğanşehir’de “yeniden inşa” süreci hâlâ tartışmaların merkezinde yer alıyor. Son olarak AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak tarafından yapılan ve Doğu ile Yeni Mahalleleri kapsayan rezerv yapı alanlarına ilişkin açıklamalar, kamuoyuna güçlü bir ilerleme tablosu sunmayı amaçlıyor. Ancak açıklamalar dikkatle incelendiğinde, söylem ile somut sonuçlar arasındaki mesafe giderek daha görünür hâle geliyor.
Rezerv Alanlar: Planlanan ile Gerçekleşen Arasında
Milletvekili Ölmeztoprak’ın paylaştığı bilgilere göre;
- Doğanşehir Doğu ve Yeni Mahallelerinde 907 konut,
- 400 ticari birim, 5 fırın, 18 ofis,
- Erkenek Mahallesi’nde ise 126 konut ve 120 ticari birim planlanıyor.
Bu rakamlar, kâğıt üzerinde bakıldığında iddialı bir kentsel dönüşüm hamlesini işaret ediyor. Ancak kamuoyuna açıklanan bu sayılar, planlanan projeleri ifade ediyor; tamamlanan, teslim edilen ya da fiilen kullanılan konut ve işyeri sayıları konusunda net ve denetlenebilir bilgiler sunulmuyor. Depremden bu yana en temel beklenti olan “kalıcı konutlara yerleşim” meselesi, hâlâ belirsizliğini koruyor.
“Mahalle Kültürü” Söylemi mi, Sosyal Gerçeklik mi?
Açıklamalarda sıkça vurgulanan “aidiyet duygusu”, “mahalle kültürü”, “komşuluk ilişkilerini güçlendiren meydanlar” gibi kavramlar, siyasal iletişim açısından güçlü ifadeler olsa da sosyal gerçeklik tek başına söylemle inşa edilemez.
Bugün Doğanşehir’de yaşayan depremzedelerin temel soruları şunlar:
- Bu mahallelerde ne zaman yaşam başlayacak?
- Sosyal donatı alanları, okullar, sağlık birimleri hangi aşamada?
- Ticari alanlar gerçekten esnafı ayağa kaldıracak mı, yoksa uzun süre boş mu kalacak?
Bu soruların hiçbirine net takvimler, bağımsız denetim raporları ya da şeffaf ilerleme tabloları ile yanıt verilmiş değil.
Hız Vurgusu, Ama Teslim Tarihi Yok
İnşaatların “yağmur ve kar yağışına rağmen hız kesmeden sürdüğü” belirtiliyor. Ancak hız, kaç blokun tamamlandığı, kaç dairenin anahtar teslim edildiği, altyapı çalışmalarının hangi seviyede olduğu gibi ölçülebilir verilerle anlam kazanır.
Bugüne kadar kamuoyuna;
- Kaç konutun fiilen teslim edildiği,
- Hak sahiplerinin kaçı bu alanlara taşındığı,
- Altyapı, yol ve çevre düzenlemelerinin hangi oranda tamamlandığı
konularında açık ve karşılaştırılabilir veriler sunulmuş değildir.
Rezerv Alan Modeli: Geçici Çözüm mü, Kalıcı Sorun mu?
Rezerv alan uygulamaları, afet sonrası hızlı müdahale için geliştirilen bir model olarak sunuluyor. Ancak Doğanşehir örneğinde bu modelin, merkeziyetçi karar alma, yerel katılım eksikliği ve şeffaflık sorunu ürettiği yönünde ciddi eleştiriler bulunuyor.
Yerel halkın planlama sürecine ne ölçüde dahil edildiği, mülkiyet ve ticari alan dağılımının hangi kriterlere göre yapıldığı gibi hayati konular, siyasal açıklamaların dışında bırakılıyor.
Teşekkür Listeleri, Hesap Verilebilirliğin Yerini Tutmaz
Milletvekili Ölmeztoprak, açıklamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum başta olmak üzere birçok isme teşekkür ediyor. Ancak afet sonrası yeniden inşa süreci, teşekkür cümleleriyle değil; hesap verebilirlik, şeffaflık ve vatandaş memnuniyeti ile değerlendirilmelidir.
Depremzedeler için mesele, kimin teşekkür edildiği değil;
kimin neyi, ne zaman ve nasıl tamamladığıdır.
Üç Yıl Sonra Hâlâ Aynı Nokta
Depremin üçüncü yılına girilmişken Doğanşehir’de hâlâ:
- Kalıcı konutlara geçememiş aileler,
- Ekonomik hayatı canlanmamış çarşılar,
- Sosyal donatıları eksik yerleşim alanları
bulunuyor. Bu tablo, “her adım yeniden ayağa kalkışın göstergesidir” söyleminin sahadaki karşılığını sorgulatıyor.
Sonuç: İnşa Var, Güven Yok
Doğanşehir’de rezerv alanlar fiziki olarak yükseliyor olabilir. Ancak toplumsal güven, sosyal bütünlük ve gelecek umudu henüz aynı hızla inşa edilemiyor.
Gerçek bir yeniden ayağa kalkış için;
- Somut teslim tarihleri,
- Bağımsız denetim raporları,
- Yerel halkın sürece aktif katılımı,
- Sosyal ve ekonomik iyileşmenin ölçülebilir verileri
kamuoyuyla paylaşılmadığı sürece, yapılan her açıklama bir başarı anlatısı değil, bir propaganda metni olarak algılanmaya devam edecektir.
Doğanşehir’in ihtiyacı; daha fazla slogan değil, daha fazla şeffaflık ve gerçekliktir.