01.02.2026 - MalatyaSiyaset.com Malatya'nın Güçlü Sesi

Deprem Sonrası Malatya Ekonomisinin Anatomisi ve Siyasi İhmalin Bedeli

Deprem Sonrası Malatya Ekonomisinin Anatomisi ve Siyasi İhmalin Bedeli

İktisadi İnzivadan Yapısal Tasfiyeye: Deprem Sonrası Malatya Ekonomisinin Anatomisi ve Siyasi İhmalin Bedeli

6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen sismik kırılma, Malatya için yalnızca bir kentsel yıkım değil, kentin son çeyrek asırda ilmek ilmek işlediği makroekonomik dengelerin ve üretim ekosisteminin topyekûn tasfiyesi anlamına gelmiştir. 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, resmî makamların servis ettiği “iyileşme” ve “normalleşme” istatistikleri, kentin sokaklarındaki reel çöküşü örtbas etmeye yönelik birer illüzyondan ibarettir. Malatya, bugün bir “iktisadi daralma sarmalına” hapsolmuş durumdadır ve bu durumun müsebbibi yalnızca doğa olayları değil, bu süreci yönetemeyen basiretsiz siyasi iradedir.

1. Demografik Erozyon ve İstihdam Piyasasının İflası

Ekonominin temel taşı olan insan kaynağı, Malatya’da alarm vermektedir. Kent, sadece binalarını değil, geleceğini inşa edecek olan nitelikli iş gücünü de kaybetmiştir.

  • Beşeri Sermaye İhracı: 2025 sonu verileri, Malatya’nın deprem bölgesinde “en çok göç veren il” statüsünü konsolide ettiğini göstermektedir. Yaklaşık 103 bin kişilik net göç, basit bir nüfus hareketi değil, kentin entelektüel ve teknik birikiminin dışarıya sızmasıdır. Bu, kentin önümüzdeki on yıllarda yaşayacağı bir “üretim kısırlığının” habercisidir.

  • İşsizliğin Görünmeyen Yüzü: Kağıt üzerindeki işsizlik verileri, “atıl iş gücü” ve “umudu kırılmış işçileri” kapsamadığı için sahadaki gerçeği yansıtmamaktadır. Nitelikli teknik personelin şehri terk etmesiyle birlikte, sanayideki kalifiye eleman açığı kronikleşmiş; buna karşın vasıfsız iş gücünde işsizlik oranı reel olarak %25 bandına dayanmıştır.

  • Sınai Kapasite Kaybı: Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) kayıtlarına göre, aktif fabrika sayısındaki düşüş ve mevcut tesislerin düşük kapasite kullanımı, kenti bölgesel bir üretim merkezi olmaktan çıkarıp, içe kapalı bir “esnaf ekonomisine” doğru sürüklemektedir.

2. Sektörel Darboğaz: Kayısı Ekonomisi ve İnşaat Enflasyonu

Malatya’nın dış ticaret dengesini ayakta tutan “Sarı Altın” (Kayısı) ve kentin fiziksel inşası, yanlış politikalar ve doğa olaylarının bileşkesinde can çekişmektedir.

  • Tarım ve İhracat Krizi: 2025 yılında yaşanan ağır zirai don felaketi, depremle sarsılan üretici için “ölümcül darbe” olmuştur. 2022’de yarım milyar dolara yaklaşan ihracat hacminin 2025 sonunda 335 milyon dolara gerilemesi, kent ekonomisine giren döviz likiditesinin kesilmesi demektir. Siyasetin bu süreçteki tavrı ise üreticiyi borç ertelemeleriyle oyalamaktan öteye geçememiştir.

  • İnşaat Maliyetleri ve Konut Çıkmazı: Yerinde dönüşüm ve yeni konut projelerindeki maliyet artışı 2023-2026 periyodunda kümülatif olarak %225’i aşmıştır. Devlet desteğinin piyasa gerçeklerinden kopuk olması, Malatya halkını “mülksüzleşme” tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Barınma sorununun çözülememesi, iş gücü arzını kısıtlayan en büyük engeldir.

3. Siyasi Sorumluluk: “Makyaj Kalkınmacılığı” ve Yönetimsel Zafiyet

Malatya’nın bugün içinde bulunduğu enkazın asıl sorumlusu, şehri Ankara’nın koridorlarında sadece bir “oy deposu” olarak gören, yerelde ise vizyonsuzlukla malul siyasi kadrolardır.

“Kentin karnı doymadan, binaları boyayarak kalkınma illüzyonu yaratamazsınız.”

Siyasiler, her seçim döneminde “Malatya’yı şaha kaldıracağız” retoriğine sarılırken, esnafın ve sanayicinin en temel talebi olan **”Mücbir Sebep Hali”**nin uzatılması ve kapsamlı vergi muafiyetleri, bürokrasinin hantal çarkları arasında eritilmiştir. Şehrin yeniden inşası; liyakatten yoksun kadroların, ranta dayalı imar planlarının ve günü kurtaran pansuman tedbirlerin insafına terk edilmiştir.

Yatırımcıya güven telkin edemeyen, nitelikli iş gücünü şehirde tutacak sosyal ve ekonomik ekosistemi kuramayan siyasi irade, Malatya’yı bir “konteyner kent ekonomisine” mahkûm etmiştir. Teşvik paketlerinin kağıt üzerinde kalması ve reel sektörün finansmana erişiminin imkansız hale gelmesi, yerel dinamikleri felç etmiştir. Malatya’yı “sahipsiz şehir” hissiyatına sürükleyen bu yönetim anlayışı, ekonomik çöküşün asıl mimarıdır.

Sonuç: Restorasyon mu, Tasfiye mi?

Malatya ekonomisi 2026 yılı itibarıyla tarihi bir eşiktedir. Ya gerçek bir “İktisadi Seferberlik” ilan edilerek üretim odaklı, radikal vergi reformlarını içeren bir kurtarma planı uygulanacak; ya da Malatya, Doğu Anadolu’nun parlayan yıldızı olmaktan çıkıp, tarihin tozlu raflarında “ihmal edilmiş ve kaderine terk edilmiş bir taşra kenti” olarak anılacaktır.

Siyasi karar vericilerin “biz yaptık oldu” kibri, vatandaşın mutfağındaki boş tencereyi ve esnafın kapalı kepengini gizlemeye yetmemektedir. Malatya’nın ihtiyacı olan şey boş vaatler ve siyasi şovlar değil; hesap verebilir, şeffaf ve kentin tüm dinamiklerini kapsayan somut bir İktisadi Restorasyon Planıdır.

Turgay Simavi  – malatyasiyaset.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın