Atanmışların Kibir Kalesi, Seçilmişlerin Sabır Sınavı: Malatya’da ‘Milli İradeye’ Kapı Dışı Ayıbı!
Atanmışların Kibir Kalesi, Seçilmişlerin Sabır Sınavı: Malatya’da ‘Milli İradeye’ Kapı Dışı Ayıbı!
Depremin yıktığı Malatya’da, vatandaşın yarasını sarması beklenen bürokrasi, derman olmak yerine “ferman” kesmeye devam ediyor. MOTAŞ ile başlayan ‘muhtar kovma’ geleneği, PTT Bölge Müdürlüğü ile yeni bir boyut kazandı. Seçilmiş muhtarı odasından kovan atanmış müdür profili, yerel yönetimlerdeki liyakat ve nezaket krizini bir kez daha sokağın gündemine taşıdı.
Bürokrasinin “Efendi” Olduğu, Halkın “Yük” Görüldüğü Malatya
6 Şubat’ın enkazı altında sadece binalar değil, kamu hizmeti anlayışı da kalmış görünüyor. Malatya’nın Yeşiltepe Koşu Mahallesi, depremden bu yana hizmet bekleyen binlerce mağdurun sesi olmaya çalışan Muhtar Fatih Karagöz’ün şahsında, devletin “güleryüzünü” değil, bürokrasinin “soğuk ve kibirli” duvarını gördü.
Geçtiğimiz yıl Hoca Ahmet Yesevi Mahallesi Muhtarı’nın MOTAŞ kapısından çevrilmesinin yankıları dinmemişken; şimdi de PTT 19. Bölge Müdürü Muzaffer Yaşar’ın, çözüm isteyen bir muhtara “Sus muhtar, odamdan çık!” dediği iddiası, kentin siyasi ikliminde deprem etkisi yarattı.
Geçici Çözümler, Kalıcı Kibirler
Olayın fitili, mahallelinin PTT hizmetlerine erişim çilesini bitirmek için masaya oturulmasıyla ateşlendi. Bölge Müdürü Yaşar’ın, sanki bir lütufmuşçasına sunduğu “kısıtlı saatlerde mobil araç” teklifi, sahadaki gerçeği bilen Muhtar Karagöz tarafından “yetersiz” bulunarak eleştirildi. Ancak demokratik bir hak olan eleştiri, liyakat yerine “makam gücüne” sırtını dayayan bürokrasi duvarına çarptı.
Muhtar Karagöz’ün, yerel yönetimin (Belediye) yer tahsisine hazır olduğunu vurgulayarak kalıcı çözüm istemesi, anlaşılan o ki müdürün konfor alanını bozmaya yetti. Bir yöneticinin, temsil ettiği kurumun sahibi değil; o kurumun “hizmetkarı” olduğunu unutması, Malatya’da siyasetin ve yönetimin ne denli savrulduğunun en somut göstergesi oldu.
Atanmışın “Kabadayılığı”, Milli İradenin Onuruna Karşı!
Muhtar Fatih Karagöz’ün şu sözleri, aslında Türkiye’deki bürokratik oligarşinin röntgenini çekiyor:
“Siz atanmış bir yöneticisiniz. Halkın vergileriyle maaş alıp halka kapıyı gösteremezsiniz!”
Bu cümle, sadece bir muhtarın isyanı değil; devletin asıl sahibinin halk olduğunu hatırlatan bir “demokrasi dersi” niteliğindedir. Binlerce mahallelinin oyunu almış, acısını sırtlamış bir muhtarı makamından kovan zihniyet, aslında o muhtara oy veren iradeyi de kapı dışı etmiştir.
Malatya’nın “Küçük Kralları” mı Var?
Şimdi kamuoyu şu soruların cevabını bekliyor:
-
Depremle boğuşan bir kentte, devletin makamları vatandaşla inatlaşma yeri midir?
-
MOTAŞ’tan PTT’ye uzanan bu “muhtar kovma” cüreti, gücünü nereden almaktadır?
-
Kendi halkına tahammül edemeyen, çözüm üretmek yerine ses yükselten bir bürokrat, o koltukta kimi temsil etmektedir?
Sonuç olarak; Malatya, enkaz kaldırma çalışmalarından önce “zihniyet enkazını” kaldırmak zorundadır. Seçilmişi kapı dışı eden bir bürokrasi, halkın gönlünde çoktan kapı dışı kalmıştır. Bu nezaket faciası, sadece bir “oda boşaltma” hadisesi değil; liyakatin ve devlet adamlığının nasıl bir erozyona uğradığının siyasi vesikasıdır.